Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyeli bürokratik engeller nedeniyle tam kullanılamıyor

Uzmanlar, elektrik ve doğalgaz sübvansiyonları için ayrılan bütçenin güneş enerjisi yatırımlarını teşvik etmek için kullanılması gerektiğini savunuyor.

Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyeli bürokratik engeller nedeniyle tam kullanılamıyor

Türkiye'nin güneş enerjisi kurulu gücü son on yılda 40 MW seviyelerinden 28.000 MW üzerine çıkmasına rağmen, ülkenin teknik güneş enerjisi potansiyelinin büyük bir kısmı atıl durumda bulunuyor. Uzmanlar, mevcut potansiyelin sadece yüzde 8 ila 10'unun kullanıldığını, bu oranın artırılmasıyla enerji ithalatı faturasının önemli ölçüde hafifletilebileceğini ve doğalgaz bağımlılığının azaltılabileceğini belirtiyor.

Güneş enerjisi yatırımlarının önündeki en büyük engeller arasında bürokratik süreçler öne çıkıyor. Dağıtım şirketlerinden alınan bağlantı çağrı mektupları, çatı statik uygunluk raporları ve TEDAŞ proje onayları gibi işlemlerin tamamlanması ortalama dört ay sürüyor. Almanya gibi ülkelerin şebeke bağlantı süreçlerini beş dakikaya indirdiği bir dönemde, Türkiye'deki bu uzun süreçlerin yatırımcıları caydırdığı ifade ediliyor.

Ev tipi güneş enerjisi sistemlerinin maliyeti, 5 kW kapasiteli sistemler için 120 bin TL ile 250 bin TL arasında değişirken, depolama çözümleri bu maliyeti yüzde 30 ila 50 oranında artırıyor. Devletin elektrik ve doğalgaz faturalarına yönelik sübvansiyonları ise bireysel yatırımların önündeki bir diğer faktör olarak değerlendiriliyor. 2025 yılında fatura destekleri için 646 milyar TL harcandığına dikkat çekilirken, bu kaynağın güneş enerjisi teşviklerine yönlendirilmesinin uzun vadede daha sürdürülebilir bir çözüm olacağı vurgulanıyor.